DÖVİZLE YAPILAN SÖZLEŞMELER

DÖVİZLE YAPILAN SÖZLEŞMELER

Döviz konusu ülkemizi birkaç aydır gündem oluşuyla meşgul eden bir konudur. Dövizde meydana gelen dalgalanmalar sonucu Türk parasının değerinin korunması amacıyla dövizle yapılan işlemlerle ilgili birçok tedbir alınmaya başlanmıştır. Yazımızda öncelikle dövizin tanımı, dövizin hukukumuzdaki yeri, son dönemde dövizle ilgili yapılan işlemler ve nihayetinde konu ile ilgili emsal yargı kararlarına yer verilecektir. Yazımızın uygulamanın içinde olan meslektaşlara, tacirlere ve ticaret erbaplarına faydalı olacağını umuyoruz.

 

Döviz en kısa tanımı ile yabancı ülke paralarına veya para yerine geçen her türlü ödeme aracına verilen addır.

 

Dövizin hayatımızdaki yerini değerlendirmemiz gerekirse tanımından yola çıkmak işimizi fazlasıyla kolaylaştıracaktır. Eski çağlarda başlayan ticaret ihtiyacının günümüzde çok daha fazla olması yadsınamaz bir gerçektir ve ülkelerin birbirleri ile ticaret yapmaya gereksinim duymaları kaçınılmazdır. Pek tabi ülkeler birbirleri ile ticaret yapacakları zaman birbirlerinin para birimini kullanmak durumunda olacaklardır. Günümüzde teknolojinin de geldiği nokta göz önüne alındığında ülkelerin sadece mal alıp vermelerinde döviz kullanmayacakları ve dövizin hayatın birçok yerinde gündelik hayata kadar ineceğinin düşünülmesi zor olmayacaktır.

 

Nitekim tüm bu kabullerin ışığında döviz ile ilgili hukukumuzda birçok madde hüküm altına alınmıştır. Bunlardan temel teşkil edecek olan Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olan serbestisi ve devamındaki hususlardır. Pek tabi sözleşme yapma serbestisi taraflardadır fakat söz konusu döviz olduğunda ülkemiz Türk parasının değer kaybetmemesi adına birtakım sınırlamalar getirmiş ve önlemler almıştır. Ancak bu önlemlerde yeterli görülmeyip son zamanlarda dövizin Türk parası karşısında hızlı değer artışı ülkemizi yeni birtakım tedbirler almasına neden olmuştur.

Alınan bu tedbirler ile esasında dövizle nasıl sözleşme yapılacağının konuşulması gerekir.

 

“Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” 13 Eylül 2018 tarihli ve 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 07.08.1989 tarihli ve 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar’da Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında yapacakları sözleşmelere yönelik bazı düzenlemeler yapılmıştır.

 

Yapılan değişiklikle 32 sayılı Karar’ın 4 üncü maddesine ve geçici maddelerine aşağıdaki alt bent ve madde ilave edildi:

  1. g)Türkiye’de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.”

Geçici Madde 8- Bu Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, söz konusu bentte belirtilen ve daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller, Bakanlıkça belirlenen haller dışında; Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenir.”

 

Kararda yapılan bu değişikliğe uyulmamasının sonuçları

32 sayılı Kararda yapılan bu düzenlemeye uymamanın sonucu, 1567 sayılı kanunun 3’ncü maddesinde yer alan 3.000 TL – 25.000 TL arasındaki idari para cezasıyla karşılaşmasıdır. Söz konusu cezayı Cumhuriyet savcısı uygular.

 

-Kararın kapsama alanına bakıldığında  Türkiye’deki yerleşik kişiler arasında yapılan sözleşmeler olduğu, yerleşik olmayan kişilerin taraf olduğu sözleşmelerin karar kapsamında değerlendirilmeyeceği anlaşılmaktadır.

-Sözleşme bedelinden bahsedilenden  yalnız kira, ücret vb. değil aynı zamanda teminat,  cezai şart , tazminat konularını da kapsamaktadır.

-Karar’da “ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz” denmiştir. Bu nedenle altın veya diğer değerli madenlere endeksli sözleşmeler bu sınırlamanın kapsamına girmemektedir.

 

Anılan değişiklikteki yerleşik kişilerin kim olduğuna değinmek gerek:

 

Türkiye’de yerleşik kişiler: Yurtdışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşları dahil Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek ve tüzel kişileri kapsar.

 

Dışarıda yerleşik kişiler: Türkiye’de yerleşik sayılmayan gerçek ve tüzel kişileri kapsar.

 

Bu kapsamda Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında yaptıkları aşağıdaki tip sözleşmelerde, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenemeyecek:

 

– Menkul ve gayrimenkul alım satım kiralama sözleşmeleri

– Finansal kiralama sözleşmeleri

– Leasing sözleşmeler

– İş sözleşmeleri

– Hizmet sözleşmeleri

– Eser sözleşmeleri

 

Ancak 6 Ekim 2018 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığının Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Karara İlişkin Tebliğ’de değişiklik yapılmasını içeren tebliği, Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, Tebliğin döviz cinsinden ve dövize endeksli sözleşmeleri içeren 8’inci maddesinde değişikliğe gidilerek, Türk Lirası ile yapılması zorunlu sözleşmeler ve istisna kapsamındaki sözleşmeler 25 başlık altında yeniden düzenlendi.

GAYRİMENKUL SATIŞ VE KİRALAMA SÖZLEŞMELERİ

 

-Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul satış ve kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

 

 

MENKUL SATIŞ VE KİRALAMA SÖZLEŞMELERİ

 

En geniş istisna menkul mallara tanınmıştır.

 

-Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, iş makineleri dâhil taşıt satış ve kiralama sözleşmeleri dışında kalan menkul satış ve kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

– Gemilere ilişkin finansal kiralama ve leasing sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

İŞ SÖZLEŞMELERİ

 

-Türkiye’de yerleşik kişiler; yurt dışında ifa edilecekler dışında kalan iş sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

-Türkiye’de yerleşik ancak Türk vatandaşı olmayanların yapacakları taraf olduğu iş sözleşmelerinde sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

HİZMET SÖZLEŞMELERİ

 

– Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,

– İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satışlar ve teslimler ve döviz kazandırıcı  faaliyetlere ilişkin hizmet sözleşmeleri,

– Türkiye’de yerleşiklerin (yerli yabancı ayrımı yok) tamamının yurtdışında gerçekleştireceği faaliyetler kapsamında hizmet sözleşmeleri

– Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri, Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan ve yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan elektronik haberleşme ile ilgili hizmet sözleşmeleri,

döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilir.

 

Yukarıda belirtilenler durumların dışında kalan Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dahil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

FİNANSAL KİRALAMA SÖZLEŞMELERİ

 

-Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 17 ve 17/A maddeleri kapsamında yapılacak finansal kiralama (leasing) sözleşmelerine ilişkin bedellerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

 

ESER SÖZLEŞMELERİ

 

-Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, gemilerin inşası dışında kalan eser sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

               

KAMU KURUM VE KURULUŞLARI İLE YAPILAN SÖZLEŞMELER

 

-Kamu kurum ve kuruluşları ile Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

– Kamu kurumları ve doğrudan pay sahibi oldukları savunma sanayi şirketlerin taraf olduğu ve aynı kurumların taraf olunan sözleşmelerin ifası kapsamında yüklenicilerin üçüncü taraflarla  ilgili akdettiği gayrimenkul satış ve kiralama sözleşmeleri hariç dövizle sözleşme yapabilirler.

 

– Bakanlığın taraf olduğu Kamu finansmanı ve Borç Yönetimi Kanunu kapsamında bankaların taraf olduğu sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

DIŞARIDA  YERLEŞİKLERİN TÜRKİYE’DE BULUNAN ŞUBE İLE SERBEST  BÖLGEDE YER ALAN  ŞİRKETLERİN İŞ VE HİZMET SÖZLEŞMELERİ

 

– Türkiye’de bulunmayan kişilerin Türkiye’de şubesi, temsilcilik, irtibat bürosu, ofisi olması doğrudan veya dolaylı olarak  yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile serbest bölgelerde yer alan şirketlerin taraf olduğu iş ve hizmet sözleşmelerinde, dövizle sözleşme yapılması mümkündür.

 

YOLCU, YOL VEYA POSTA TAŞIYAN HAVAYOLU ŞİRKETLERİ  İLE BUNLARA HİZMET VEREN  ŞİRKET SÖZLEŞMELERİ

 

– Havacılık sektöründeki şirketlerin Türkiye’deki yerleşik kişilerle yapacakları gayrimenkul satış ve kiralama ve iş sözleşmeleri dışında sözleşmeler dövizle yapılabilir.

 

KIYMETLİ EVRAK SÖZLEŞMELERİ

 

–  Sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi mümkün değildir.

 

! Anılan tebliğde Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışı şube, temsilcilik, ortaklıkları Türkiye’de yerleşik sayılacaktır!

 

-Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, bilişim teknolojileri kapsamında yurt dışında üretilen yazılımlara ilişkin satış sözleşmeleri ile donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

-İstenirse istisna olan işlemler için de TL cinsinden sözleşme yapılabilecektir.

 

HALEN YÜRÜRLÜKTE OLAN SÖZLEŞMELERİN DURUMU

 

-13.09.2018  tarihi  öncesinde iş makineleri taşıt kiralayanların döviz cinsinden sözleşmelerinin devam edecektir.  13.09.2018 tarihi öncesi döviz cinsinden araç kiralayanlar sözleşmelerini uyarlamayacaklardır. Ancak 13.09.2018 tarihi sonrası yapılan sözleşmeler döviz cinsinden olamayacaktır.

 

– Hazine ve Maliye Bakanlığının Tebliği ile dövizle işlem yapma yasağından istisna edilen ve 13.09.2018 tarihi öncesi düzenlenen sözleşmelerin istisnası devam edecektir.

HANGİ KUR ÜZERİNDEN TL’YE DÖNÜŞTÜRÜLECEK, TL’YE GEÇERKEN  MUTABAKATA VARAMAYAN TARAFLAR HANGİ KURU UYGULAYACAK?

– Mevcut yürüyen sözleşmeler bakımından 30 günlük bir geçiş süreci öngörülmüş ve tarafların bir araya gelerek döviz cinsinden kararlaştırılmış bedellerin Türk Lirası olarak yeniden belirlenmesi düzenlenmiştir. Ancak bu TL’ye dönüştürmenin hangi kur üzerinden yapılacağı hususunda Kararda bir düzenleme yer almamaktadır. 6 Ekimde ilgili bakanlık tarafından

 

 

yayımlanan tebliğde bu konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır.

 

– Döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller taraflarca Türk Lirası yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; 2 Ocak 2018 tarihinden önce akdedilen sözleşmelerdeki Döviz bedelinin TL’ye çevrilmesinde, 2 Ocak’taki Merkez Bankası efektif satış kuru esas alınacak. Taraflar anlaşırsa, farklı bedeller üzerinden de TL’ye geçiş yapabilecekler. Yeni belirlenen bedeller, her yıl Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) artışa göre güncellenecek.

 

Yazımızın devamı boyunca döviz kurundaki ani değişimlerin neden olduğu tedbirlerden söz ettik.  Peki döviz kurundaki ani değişimlerin sözleşme açısından TBK m. 139 uyarınca “ aşırı ifa güçlüğü” içinde değerlendirilebilir mi?  Yargıtay’ın bu konudaki kararları ne yöndedir ? Yargıtay ekonomik krizlerin ve kur değişimlerinin ‘’öngörülebilirlik” açısından farklı kararlar vermektedir, henüz bu konuda kesin bir çözüm bulunmamaktadır. Yazımızın son kısmında sözü edilen Yargıtay’ın emsal kararlarını paylaşıyoruz.

 

İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

 

Yargıtayın 13. Hukuk Dairesinin 28.10.2013 tarihli 11149/26086  kararında “ Dava, davacı tarafından kullanılan Japon yenine endeksli konut kredisinin  döviz kurunda meydana gelen artış nedeniyle sözleşmenin yeni hal ve şartlara uyarlanması talebine ilişkindir.  Dövizde günlük artışların yaşandığı bir ortamda davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken serbest iradesiyle kredi türünü belirleyerek yasak olmayan döviz ile borçlanmayı tercih ettiği ve uzun süreli bir sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmakta olup, davalı bankanın davacıyı yönlendirdiği iddiası da ispatlanamamıştır.  Öte yandan dava kredi geri ödemesinin başladığı tarihten yaklaşık 3 yıl 7 ay sonra açılmış olup, ödenen taksitler yönünden talep edenin temerrüde düşmediği de dikkate alındığında davacının sözleşmeyi benimsediğinin de kabülü gerekir.”

 

Yargıtay’ın 13. Hukuk Dairesinin  12.12.2013  tarihli 1042/31247 sayılı kararında “ Sözleşmenin uyarlanması davasında davacı, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen dövizle kredi kullanmış bulunmaktadır. Kaldı ki , eldeki dava kredi geri ödemesinin başladığı tarihten 3 yıl sonra açılmış olup,  bu durumda davacının sözleşmeyi benimsediğinin kabulü gerekir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayda uyarlama koşullarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekir.”

 

Yargıtay’ın 13. Hukuk Dairesinin 13.06.2014 tarihli 16898/18895 sayılı kararında “ Davacı, İsviçre frangına (CHF) endeksli konut finansman kredisi kullandığı, krediyi kullandığı tarih ile gelinen tarih arasında aşırı derecede kur farkının oluştuğunu bu nedenle kredi taksitlerini ödemede zor duruma düştüğünü ileri sürerek öncelikle sözleşmenin geçerli olup olmadığının tespitini, şayet geçerli olduğu tespit olunur ise sözleşme şartlarının mevcut duruma uyarlanmasını istemiştir. Dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte bulunup , dövizle borçlanmalarda Türk parasının değer kaybettiğinin kolayca bilinebilecek ve öngörülebilecek bir husus olduğu vurgulanmıştır. Ancak, bu sonuca varılırken,  hangi objektif kriterlerin bulunduğu açıklanmamış , sadece önceki krizler gösterilmiştir. Talep halinde,  sözleşme şartlarının bir taraf aleyhine , öngörülemez şekilde, aşırı derecede değişmesi durumunda hakime sözleşmeye müdahale etme görevi yüklenmiştir.”

 

12.11.2014 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararında; Türkiye’de meydana gelen ekonomik krizlerin ve kur artışlarının sıklığı, Türkiye ekonomisi dikkate alındığında öngörülebilir olduğuna hükmetmiştir. Bu nedenle dövize endeksli bir sözleşme imzalamayı kabul eden kişinin kurdaki dalgalanmaları da “öngörmesi” gerektiğini belirtmiştir.

 

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi (1999/315 E. 1999/995 K) 08.02.1999 tarihli kararında “…Uyarlama ile kira parasının günün koşullarına intibakı sağlanarak sözleşmenin kira parası bölümü günün koşullarına uyarlanmış olur. Sözleşmenin diğer koşulları hukuki statüsünü ve geçerliliğini aynen korur” (2001/1979 E. ve 2001/2831 K.).22.03.2001 tarihli kararında “..Uyarlama kira bedeline ilişkin olup sözleşmenin diğer koşullarını ortadan kaldırmaz. Uyarlama dava tarihinden geriye doğru uygulanmaz. Davanın reddi gerekir.” yönündeki değerlendirmeleri ile uyarlamanın sadece maddi yükümlülük üzerinde ve talep tarihinden sonrası için uygulanacağına karar vermiştir.

 

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi (1991/7015 E. 1991/10562 K.) 19.11.1991 tarihli kararında “……mahkeme resmi kurumlardan enflasyon oran ve seyir araştırmaları, kiralananın kullanım sahası, nitelikleri, mevkii, konumu, emsal kira ücretleri, sözleşmenin kurulduğu ve davanın açıldığı tarihler itibari ile vergi ve amortisman giderleri, artış oranı, diğer makul ve normal objektif etkenler yerinde uzman bilirkişiler aracılığı ile incelenmelidir. Böylece belirlenen uygun durum baz kabul edilerek daha sonra uyarlama ilke ve esaslarına sadakatle hal ve şartların değişmesi nedeni ile borçluya ne mükellefiyetler yüklenebileceği tartışılmalı kira parası tarafından amaç ve iradelerine uygun objektif iyi niyet hakkaniyet ve nesafet kurallarının elverdiği ölçü ve düzeyde aşırı olmayan tahammül edilebilir bir seviyeye getirilmeli ve sonuçta tüm dayanakları belirtilmiş gerekçeli karar verilerek sözleşmedeki intibak boşluğu doldurulmalıdır.” diyerek uyarlamanın genel hatlarını çizmiştir. Tarafların kendi özel koşullarının değişmesi uyarlama davasının konusuna girmemektedir.

 

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2003/371 E.- 2003/5615 K) 27.05.2003 tarihli kararında tacirin basiretli olma yükümlülüğüne yer vererek tacirin ekonomik krizleri öngörme yükümlülüğünün bulunduğunu ve uyarlama davası açmayacağını kabul etmiştir. “Devalüasyon ve ekonomik krizlerin bir anda oluşmadığı, piyasada belli bir ekonomik darboğazdan sonra meydana geldiği bir gerçektir. Davacı, tacirin ekonomik krizin işaretlerinin belli olduğu bir dönemde, yabancı para üzerinden kira sözleşmesi yapması basiretli bir tacir olarak davranmadığını göstermektedir.

 

MESUT İSKENDEROĞLU

STJ.AV. CANSU BİLİNMİŞ

Bu gönderiyi paylaş